Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği

Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği (Kisgud) Resmi Web Sitesi

TOKSİK TOZLAR VE FİZYOLOJİK ETKİLERİ

Genel olarak havada süspanse olmuş her türlü katı taneciğe “toz” denir. Tozlar gerek büyük şehirlerde, gerekse endüstride, işyerlerinin havasını kirleterek zararlı etki gösterirler. Endüstrideki tozların toksik etkisi havadaki tanecik sayısına ve büyüklüğüne bağlıdır. Bu tozların solunumu ile ortaya çıkan zarar, tozun fiziksel özelliğine, kimyasal yapısına, solunan tozun toplanma yüzdesine ve yerine bağlıdır.

Tozların canlılar üzerindeki fizyolojik özellikleri şu şekilde sınıflandırılır.

1- Akciğer hastalıklarına (pnömokonyoz) neden olan tozlar: Silikatlar, asbest gibi…

2- Sistemik toksik etki gösteren tozlar: Kurşun, kadmiyum, radyum gibi metal tozları…

3- Metal buharı humması: Çinko oksit gibi çok ince taneciklerin solunumu ile zehirlenmeye neden olan tozlar… Daha fazlasını oku

Kamuda İsg Açısından 1 Temmuzun Önemi

30 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan 6331 sayılı İş sağlığı ve güvenliği kanunu, iş dünyası ve toplum açısından algılama, hazırlık, kabullenme, gelişim gibi süreçlerin ardından 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle tamamen yürürlüğe girecektir. Toplumda kanunun ertelenmesi olarak algılanmak istenen, 2 Ağustos 2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlan 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 56’ncı maddesi aslında sadece, Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırma zorunluluğunu ertelemişti. Daha fazlasını oku

Çocuk İşçiler Ve Ulusal Mevzuat

“İnsanlık, çocuklara vermek zorunda olduğu şeylerin en iyisini verme yükümlülüğü altındadır… Çocukların özgür ve onurlu bir ortamda fiziksel, zihinsel, ahlaksal, ruhsal ve sosyal bakımlardan sağlıklı ve normal bir biçimde gelişmelerini sağlamak için, onlara, yasalarla ve diğer araçlarla, sosyal koruma sağlanmalı, gerekli fırsat ve kolaylıklar sunulmalıdır… Çocuklar her türlü ihmale, acımasızlığa ve sömürüye karşı korunacaktır…” BM. Çocuk Hakları Sözleşmesi “ Kutu kutu pense, elmamı……” ,“ …önüm, arkam, sağım, solum……” bu tekerlemeleri hatırlıyor musunuz. Sokaklarda çınlayan bu sesler… çocuk sesleri. Geleceğimizin teminatı, varoluş sebebimiz, umudumuz, yaşama umudumuz, sorumluluğumuz… Çocuklarımız.
Gelişen teknoloji ve bilim sayesinde daha iyi şartlarda yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız, 16.yy dan beri ucuz işgücü olarak anılan bir grup. Dünya tarafından tanınması ise 1900’lü yılların başında Amerikalı fotoğrafçı Lewis HINE tarafından hazırlanan “ Çocuk İşçiler “ adlı çalışmayla başlamıştır. Endustri devrimi döneminde, kimsesiz çocuklar yurtlardan alınıp maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılırmış. Daha fazlasını oku

Boya Sektöründe Kullanılan Kimyasalların Etkileri

Boya sektörü çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Endüstri devriminden sonra dünyada bu alanda yeni pazarlar oluşmuş ve gelişmiştir.Aklınıza gelebilecek her alandaki ürünün, güzel görünmesini sağlamak ve dış etkilere karşı korumak için kullanılan bir maddedir. İnşaat sektöründeki gelişme ile boya sektöründeki büyüme paralel bir artış göstermektedir. Yılda yaklaşık olarak 500.000 ton boya üretilen ülkemizde, sektörün % 40’ı küçük ve orta ölçekli üretim firmalarından oluşmaktadır. Bunun yanısıra boya üretimi, bu konuda uzman olmayan girişimciler tarafından da yapılmaktadır. Daha fazlasını oku

SOMA’YA BAKIŞ

13 Mayıs 2014 yüreğimizi yakan acının tarihidir.

Soma Kömür havzasında bulunan kömürler; % 15-20 arası nem, %35-45 arası sabit karbon ve 5000-6000kcal/kg ısıl değerliklidir. Kabul edilen teoriye göre; kömürün kendiliğinden yanması için, uygun atmosferik koşullarda kömürün oksijeni absorbe etmesine dayanmaktadır. Kömürle oksijen arasında dışa ısıveren bir kimyasal tepkime gelişmektedir. Sınırlı miktarda hava, bir yandan oksidasyon için gerekli oksijeni sağlarken, diğer yandan, oluşan ısıyı uzaklaştırmakta yetersiz kalarak ortamda sıcaklık artışının ve kendiliğinden yanmanın başlıca nedeni olmaktadır.
Kömürün uygun koşullarda kendiliğinden tutuşması ile oluşan ve büyüyen yangında, tam yanma olmaması sonucu açığa çıkan karbonmonoksit gazı, Soma’da tam 301 madencinin hayatını alıp götürmüş, geride kalan madenci yakınlarını da yaşarken öldürmüştür. Bu kadar büyük bir felaketten sonra, Ülkemizde 3 gün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 2 gün, Pakistan’da 1 gün ulusal yas ilan edilmiştir. Daha fazlasını oku

Maden İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliğine Genel Bakış

İnsanoğlunun yaşadığı uygarlık aşamalarının en önemli dönemlerden biri maden keşfidir. Böylelikle başlayan ve Maden Çağı olarak adlandırılan bu tarihi dönem Bakır, Tunç ve Demir Çağıdır. Madenin keşfi ile birlikte kullanılmaya başlanılan ilk madenler bakır, altın ve gümüştür. İnsanlık tarihinin ilk uygarlık aşamasını oluşturan madenin keşfi kadar önemli bir husus da madenlerin işlenmesidir. Madenlerin işlenmesi (bakırın eritilmesi, tuncun dökülmesi, demirin akıtılması vb.) işlemlerinde ısı enerjisine gereksinim vardır. İlk çağlardan beri bu enerji, uzun süre ateşle sağlanabilmiş ve ateşin sürekliliğini oluşturan kaynak da kömür olmuştur.
Bu topraklarda, çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma ortamına ait tehlikelere karşı alınması gerekli tedbirler “Madencilik” faaliyetleri ile başlamıştır diyebiliriz. Tarihsel süreçte en tehlikeli iş olarak karşımızda bulunan bu sektörel faaliyette, Ereğli Livası kaymakamı ve Maadin-i Hümayun Nazırı Dilaver Paşa, Ereğli ve Zonguldak kömür havzalarında çalışan işçilere yönelik Nizamname yayınlamıştır (1865). Tüzük niteliğinde olan bu nizamname onaylanmamış ancak fiiliyatta uygulanmıştır. Bu nizamname ile çevre köylerde çiftçilik yapanları, madene işçi olarak çalıştırma ve daha çok üretim amaçlanmıştır. Nizamname’de çalışma süresi günlük 10 saat olarak belirlenmiş ve haftalık tatil günü verilmemiştir. Olumlu sayılacak gelişme ise, maden yerinde eczane ve doktor bulundurma, işçiye barınak verme zorunluluğu getirilmiş olmasıdır. Daha fazlasını oku

İşyerlerinde Eğitim

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gereklerinden biri olarak ilk yapılan faaliyet çalışanların eğitimleridir. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması durumunda yapılan, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenen, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.
Bu eğitimlere ilave olarak, Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir, Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde gereken eğitimler, İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi gibi birçok eğitim İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatlar da yer alır. Daha fazlasını oku

Kimyasalların Oluşturduğu Riskler Ve Alınması Gereken Tedbirler

Doğal maddelerin kimyasal yapılarında çeşitli değişiklikler yapılarak üretilen yeni maddelere kimyasal maddeler denilmektedir. Bu maddeler gelişen teknolojik şartlarla birlikte çoğunda maliyetin ucuz olması sebebi ile günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Katı, sıvı ve gaz formlarında sanayinin hemen hemen her alanında aktif olarak kullanılmaktadırlar. Bunun sebebiyle de yılda 400 milyon ton’un üzerinde kimyasal madde üretilmektedir. Bu kadar hayatımızın içinde yer alan maddelerinde ister istemez çalışanlar ve çevre başta olmak üzere olumsuz etkileri görülmektedir.
Bu maddelerin oluşturacağı risklere karşı tedbir almak içinse öncelikle maddenin kimyasal yapısının tam olarak bilinmesi gerekir. Yapının tam olarak bilinmesi kimyasalın gerek canlı vücuduna gerekse çevreye verebileceği zararları tam olarak bilmek, dolayısıyla alınacak tedbir ve önlem yollarının doğru tespitine olanak sağlar. Daha fazlasını oku

İSG PROJELERİ

6331 sayılı yasa ile hayatımıza giren ve iş hayatını baştan sona değiştirmekte olan İş Güvenliği konusu artık iş yerlerinden dışarı çıkarak samimi sohbetlerin konusu olmaktadır. Yasanın temelinde yatan tehlikeli durum ve tehlikeli davranışların yok edilmesine yönelik çalışmalar her iş yerinde eğitimler sayesinde fark edilmekte ve iş güvenliği kültürünün temelini oluşturan proaktif davranış ortaya çıkmaktadır.
İş güvenliği önlemlerini almanın her çalışma alanında olduğu gibi maddi yatırım boyutu vardır. Bu maddi boyutun diğer yatırımlardan en büyük farkı da insana yapılan doğrudan yatırımdır. İş Güvenliği kapsamında yapılan her çalışma insanın daha güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışmasına yöneliktir. Bunun dolaylı olarak etkisi de verimdir dolayısı ile artan maddi kazançtır. Birim zamanda yapılan ve toplam zamanda yapılan iş, alınan önlemler sayesinde artacak tır. 6331 sayılı kanunun 3.Maddesinin g bendinde “İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlanmaktadır. Her ne kadar bu tanım iş kazası olarak belirlenmiş olsa da aslında güvensiz ve sağlıksız bir iş yerinin sonuçlarını tarif etmektedir. Daha fazlasını oku

Kamu Binalarındaki Elektrik Sorunları

Kamu binalarında risk değerlendirmesi yapıldığında elektrik konusu ile ilgili risk oranlarının yüksek olduğu görülmektedir. Birçok kurumda elektrik tesisatları zaman zaman tehlikeli durumlar yaratmaktadır.
Ülkemizde binaların ( kamu da dahil ) elektrik tesisatları 04.11.1984 tarih ve 18565 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ve Fenni Şartnamesi hükümlerine göre yapılmalıdır.
Maalesef kamu binalarında ilk olarak bu noktada sıkıntı vardır. 3194 sayılı İmar Kanununa göre denetlenen binaların elektrik projeleri, önce elektrik dağıtım şirketine sonrasında inşaat ruhsatı veren kurum tarafından onaylandıktan itibaren geçerlilik kazanır. Fakat 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu uygulanmaya başladıktan sonra bu iki birim arasına yapı denetim şirketleri girmiştir. Bu üç denetçiden hangisinin, ne kadar yetkili olduğu, sorumlulukların nasıl paylaşıldığı muallâkta kalmıştır. Kamu binaları ve TOKİ tarafından yapılan binaların nasıl denetlendiği de bir netlik kazanmayarak tuz biber olmuştur. Elektik Mühendisliği alanında yaşanan bu sorunlar tam olarak çözülememiştir. Daha fazlasını oku