Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği

Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği(Kisgud) Resmi Web Sitesi

KAMU DA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ

Kamuya ait kurumlarda iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları ülkemiz çalışma hayatında yerleşmesini istediğimiz olumlu koşullar açısından önemli yer tutmaktadır. Bu kuruluşların toplumun tamamına hizmet verdiği düşünülürse, İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının farklı bir bakış açısıyla ve düşünce sistemiyle yerleştirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Elbette öncelik bu kurumlarda çalışanların sağlık ve güvenlik şartlarını günümüz koşullarına uygun hale getirmektir. Fakat bu kurumlarda yapılan çalışmaların her yaştan toplum üyesini etkilediği düşünülürse, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin alışılmış çalışmalarının dışına çıkan, aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliğine de hizmet edecek uygulamalar ortaya konmak zorundadır.
Bu uygulamaların büyük bir bölümü de eğitim kurumlarında doğacak ve gelişecektir. Bu konuda çalışma yapan aktörlerin çalışma kültürüne etki edecek uygulamaların gelişmesi yönünde gösterdiği gayretin en önemli besleyicisi, eğitim öğretim içerisinde yapılan çalışmalar olacaktır. Bu nedenledir ki özellikle kamuda kurulacak iş sağlığı ve güvenliği sistemi sadece yasal sorumlulukları yerine getirmek adına uygulanacak alışılmış çalışmaların dışına çıkmalıdır.
Büyük ölçüde kar amacıyla yürütülen faaliyetlerin güdümünde ilerleyen iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, kamu kurumlarında da aynı şekilde yönlendirilmek istenirse bu duruma katkı sağlayan organizasyonların ne derece toplum yararını düşündüğü tartışılacaktır. İş sağlığı ve güvenliği sistemi bir işyerinde yürütülen diğer faaliyetlerden bağımsız olmadığı için, bu aşamayı çalışma ortamı dışında yer alan aktörler yönetemez. Kamu kurumu faaliyetlerindeki toplumsal sorumluluk bu alanda üst seviyeye çıkarak, ülkemiz çalışma kültüründe reform niteliği taşıyacak adımların atılmasında başarı sağlayacaktır. Kamusal alanda uygulamaya konacak iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri sadece çalışma ortamlarındaki tehlikeleri ortadan kaldıran ve iş kazalarını önleyen çalışmalar değil aynı zamanda toplumda hedeflenen olumlu davranış değişikliklerinin de kaynağı olmalıdır. Bunun da merkezi elbette ki eğitim kurumlarında yürütülecek proje odaklı değişimler olacaktır.
Şu unutulmamalıdır ki gelişim olanakları, proje oluşturma imkânları, geniş insan kaynakları sayesinde kamu kurumlarının ilgili birimlerinde yürütülecek iş sağlığı ve güvenliği organizasyonları tüm sektörün öncüsü olabilecek yeterliliğe sahiptir. Bu noktada ilgili birimlerin desteklenmesi, konunun önemini kavramış, geleceğin çalışma sisteminin oluştuğunu görebilen, güvenlik kültürünün gelişiminde pay sahibi olduğunu hisseden yöneticilerin sayısının artması ile olacaktır.

İsmail KÜÇÜKÇOBAN
İş Güvenliği Uzmanı
(Kisgud Üyesi)

Bir Yılda Geldiğimiz Nokta Umut Verici

İş Sağlığı Ve Güvenliği Federasyonu Olağanüstü Toplantı 26 Aralık Cumartesi günü Ankara’da yapıldı. Kurucu derneklerin ve delegelerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda yeni dönemde görev yapacak olan yeni yönetim kurulu üyesi arkadaşlar belirlendi. Öncelikle yeni seçilen saygıdeğer yönetim kuruluna başarılar diler, Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği olarak, her zaman arkadaşlarımızın yanında olacağımızı ve elimizden gelen katkıyı sunacağımızı belirtmek isteriz. İş Sağlığı Ve Güvenliği Federasyonu yönetim kurulunun, başta saygıdeğer akademisyen Meltem Ünal olmak üzere önemli işlere imza atacaklarına inancımız tam. Daha fazlasını oku

120 Bin İSG Profesyoneli! Hazır mıyız?

Çalışma Bakanlığı’nın İSG – KATİP sistemindeki veriler uzaman sayısının ülkemizde yaklaşık 92 bin olduğunu gösteriyor. Uzmanların ne kadarının kamuda ne kadarının da özel sektörde çalışıyor olacağının net sonuçlarını da sanıyoruz ki 1 Temmuz 2016 tarihinden sonra öğrenebileceğiz. İş yeri hekimi sayısı da yine bakanlık verilerine göre 29 bin civarında. A sınıfı İş güvenliği uzmanlarının sayısı 15 bin kadar. Bu sayının yüksek olmasının nedeni ise sigortalılık süresine göre tanınan haklar nedeniyle yapılmış olan yükseltme sınavları. Aynı şekilde B sınıfı uzman sayısı da 8 bin 500, C sınıfı uzman sayısı da 68 bin civarında.  A sınıfı uzman sayısının B’ye göre fazla olmasının nedeni belirli bir sigortalılık süresi olan kişilere tanınmış belge yükseltme sınavı. Bu sınav hakkı ile birlikte C sınıfı uzman belgesini yeni almış bir çok arkadaşımız 5 yıl çalışıp B, 5 yıl daha çalışıp A sınıfı uzmanlık sınavına girmeden sınıf atlamış oldu. Bunun zorunlu nedenlerden dolayı doğru bir yöntem olduğunu düşünecek olursak geriye  A sınıfı uzmanların tamamının alanda yeterli deneyimlere sahip olmayışları gibi bir olumsuzluk kalmaktadır. Daha fazlasını oku

Önce Sağlık ve Güvenlik Kültürü

İş Güvenliği uzmanı olmadan önce acaba bu kadar farkında mıydım, iş sağlığına aykırı bunca olgunun? Ya da ilgimi bu kadar çok çeker miydi, insanların sağlık ve güvenlik kültürünün düzeyi? Bu soruya kişisel olarak evet diyebilirim, nitekim bir işçi çocuğuyum, 18 yaşında iş kazası geçirdim, yine ucuz atlattığım onlarca iş kazası yaşantım var. Hâl böyle olunca iş güvenliği ve iş sağlığına olan ilgim normal karşılanmalı. Biliyoruz ki meslek hastalıkları yüzde yüz önlenebilir, iş kazaları da yüzde 98 oranında azaltılabilir. Bunu sağlayacak olan ise içselleştirilmiş bir isg kültürü. Ülkemizde yaşanan acı iş kazalarını irdelediğimizde ise önleyici yaklaşımın ciddiyetini daha iyi kavrıyoruz. İşletme kurulumu ve yürütümü için büyük yatırımları gözden çıkaran işverenlerin aynı atılımı iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları için de yapmasını ümit ediyorum.
Daha fazlasını oku

KAMUDAKİ İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ SORUNLARI

Kamuda çalışan iş güvenliği uzmanlarının, çözüm bekleyen sorunlarının
üzerine bir an önce gidilmesi gerekiyor. Toplam kalitenin bir parçası olan İş sağlığı ve güvenliği için kamunun öncü rol üstlenmesi şart. Güvenlik kültürü ve farkındalık oluşturma noktasındaki sorumluluğu yadsınamaz olan kamuda;  sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz kalıyor ve zaman daralıyor.
6331 sayılı kanunun 8. maddesinin 7. fıkrası gereğince kamu kurumlarında iş güvenliği
uzmanlığı sertifikasına sahip memurlar kurumlarında veya diğer kamu kurumlarında İş Güvenliği Uzmanı olarak 80 saate kadar görevlendirilebilmekte ve bunun karşılığında görev yaptığı her saat için 200 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme, hizmet alan kurum tarafından yapılmaktadır.
6331 sayılı kanun , 1 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla iş güvenliği uzmanı görevlendirme
nin zorunlu olduğunu ifade etmektedir. Ancak buradan bu geçiş sürecine kadar görevlendirme yapılamayacağı anlamı çıkmamaktadır. Şu an kamu personelinin mevzuat ve alt yapı eksikliği nedeniyle, iş güvenliği uzmanının 80 saatlik atama ile İSG-katip ten görevlendirmesi yapılamıyor. Dolayısıyla İSG-katip üzerinden ataması yapılmayan uzman bu alanda gerçek anlamda görevlendirilmiş olmuyor.
Kamu kurumlarının iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yükümlülükleri konusunda gerekli
çalışmaları bizzat yapacak ve organize edecek en önemli kişi İş Güvenliği Uzmanıdır. Kamu kurumlarında çalışan eğitimleri, kurulların oluşturulması, risk analizlerinin yapılması, acil eylem planının hazırlanması zorunludur. İş Güvenliği Uzmanı olmadan bu çalışmaların
tamamlanması mümkün değildir. Şu anda statülerimiz bellli olmadan ,görevlendirme ile cüzi bir ücret karşılığı çalışıyoruz. Bu şekilde çalışan bizler iş sağlığı ve güvenliği kültürünün
yaygınlaşması adına buna razı oluyoruz.
Özellikle A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı belgesine sahip personelin birçoğu kamudadır.
Bu personel yasalardaki engeller nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri dışında kalmak
tadır. Bu personelinde tıpkı İşyeri Hekimleri gibi , özel sektörde de hizmet sunmaları
sağlanmalıdır.
Kamudaki iş yerleri en yoğun kitleyi oluşturmaktadır. O yüzden bu konuda yeni yasal
düzenlemeler yapılmalıdır. Kamudaki iş güvenliği uzmanları ücretini nasıl alacak? İş sağlığı
ve güvenliği hizmetini yerine getirmeyen kurumlara kesilen cezayı kurum yöneticisi mi, tüzel kişilik mi ödeyecek? Maliye bunun için ödenek ayırdı mı?
Ayrıca işin ciddiyetini anlamayan idareciler ve okul müdürleri iş güvenliği uzmanlarına
sorunlar çıkarmaktadırlar. İş güvenliği kültürünün oluşturulması, çağdaş bir toplum olmanın
adımlarından biridir. Kamu bürokrasisi iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki gelişime henüz
hazır değil. Bu alandaki maliyetleri külfet olarak görmektedir. Bütün bu yasal sorunların
yanı sıra bir de karşımızda iş güvenliği ve sağlığının işçiler için gerekli olduğunu düşünen,
gelişmeye direnç gösteren bir çalışan grubu var.
Kamudaki iş yerleri en yoğun kitleyi oluşturmaktadır. Bu konuda önce ön çalışmaların
yapılması gerekiyor. Kamu kurumlarında birim yetkilileri ile birlikte çalıştaylar düzenlenme-
lidir. Bu doğrultu da gerekli görünen yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Demet GÜNGÖR
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Kisgud Üyesi

Kanunlarda Mobbing

Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Mobbing bir bireyin saygısız ve zarar verici davranışların hedefi haline gelmesi ile başlar. Mobbing, mobinge maruz kalan kişilerde sıklıkla sağlık problemlerine neden olur.Araştırmalara göre, mobingin kar amacı güden büyük şirketlerden çok , eğitim ve sağlık hizmetleri gibi kar amacı gütmeyen sektörlerde daha sıklıkla ortaya çıktığı saptanmıştır.
MOBBİNG UYGULAYANIN KARAKTERİSTİK ÖZELLİĞİ
Mobbing uygulayanların, yaşam ile yeteneksiz olma, bireyler arası ilişkilerde rol yapma, acık iletişim kurmama, dürüst olmama, yüksek benlik duygusu ve itibarını yükseltme ihtiyacı gibi özelliklerden kaynaklandığını söylemektedirler. Mobbing uygulaya
nın kişiliği aşırı kontrol ihtiyacı olan, cesur olmayan, sinirli ve güce aç kavramları ile tanımlanır. Mobbing uygulayandaki güvensizlik ve endişe duyguları, kıskançlık ve düşmanlık ile kendini gösterir. ( Leymann, 1993) İnsanlar kendi yetersizliklerini örtmek için mobbinge sığınırlar.
Araştırmalara göre mobbing uygulayanlar, üç genel profile uygun kişiler arasından mağdurları seçerler.
★”Hoş / kibar insanlar” hedef seçilir.Çünkü mobbing uygulayan kişi bu insanların en az direnci göstereceğine inanır.
★” Savunmasız insanlar” da hedeftir. Çünkü bu insanlarda mobbing uygulayanlara daha az misilleme apar ya da daha az karşı dururlar.
★” En iyi ve parlak” bireylerde mobbing uygulananlar arasındadır. Yetersizlik hissine sahip mobbing uygulayanlar bu başarılı bireylere karşı yavaş ve sinsice zarar verirler.
Tabii ki bu üç profilin dışındaki bireylerde hedef seçilebilir. Ama bu üç grup en sık mobbing uygulananlardır.
MOBBİNG OLUŞTURAN DAVRANIŞLAR
Alman Endüstri Psikoloğu Heinz Leymann, mobbing oluşturan davranışları 5 gruba ayırmış ve her bir gruba dahil 45 değişik mobbing davranışından söz etmiştir.
1- Çalışanların kendilerini ifade etmesini önlemeye yönelik saldırılar.(Sözün kesilmesi , bağırmak, yüksek sesle sövmek, işyerinde sürekli eleştiri, telefon terörü, sözlü-yazılı tehdit, doğrudan muhatap almayarak iletişimi engelleme, aşağılayıcı bakışlar ve mimikler…)
2- Çalışanların sosyal ilişkilerine yönelik saldırılar (Konuşmama, konuşmasına izin vermeme, yokmuş gibi davranma….)
3- Çalışanların yaşamına ve mesleki kariyerine yönelik saldırılar ( iş vermeme, işi sürekli değiştirme, kaldırabileceğinin üstünde veya anlamsız iş yükleme…..)
4- Çalışanın sosyal itibarına yönelik saldırılar (arkadan konuşma, asılsız söylenti, özrüyle alay etme, hareket ses ve mimiklerini taklit etme, cinsel yaklaşma veya cinsel teklifte bulunma, küfür ve onur kırıcı ifadelerle seslenme, akıl hastası olduğunu isnad etme…..)
5- Çalışanın sağlığına yönelik saldırılar (sağlık açısından zararlı işlerde çalışmaya zorlama, fiziksel şiddet, cinsel taciz….)
Türk Hukukundaki dava konusu mobbing olaylarına bakıldığında mobbing;
● Amir konumundaki kişinin mağduru nedensiz yere işini yapmamakla suçlaması,

● Mağdurun yetersiz olarak değerlendirilip aşağılanması,
● En basit olaylarda dahi yazılı savunma istenerek taciz edilmesi,
● İşverenin kişisel nedenlerle birlikte çalışmak istemediği işçiyi psikolojik olarak yıpratıp, onu işten ayrılmaya zorlaması gibi davranış biçimlerinde kendini göstermektedir.
2011/2 Sayılı İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Genelgesi’ nde de çalışanın psikolojik tacizden korunması amacıyla alınması gereken tedbirler belirtilmiştir.

MOBBİNG ETKİLERİ: Mobbing, mağdur kişinin mental sağlığını açık bir şekilde olumsuz etkiler.Ağır stres ve kaygı yaşarlar. Mobbing hastalıklara, sosyal dışlanmayaneden olur. Mesleki ilerlemeyi ve para kazanmayı engelleyebilir.

MOBBİNG EĞİTİMİ: İşyerinde mobbing hakkında eğitim, yönetim düzeyindeki çalışanlarda dahil olmak üzere tüm çalışanlara verilmelidir. Bu eğitimde mobbingin tanımı , belirtileri, etkileri anlatılmalıdır.

TÜRK HUKUKU’ NDA MOBBİNG
4857 Sayılı İş Kanunu’nda hukuki anlamda mobbing kavramını doğrudan tanımlayan hüküm yoktur. Ancak, 4857 Sayılı İş Kanunu’nda ” İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkı” başlığını taşıyan 24/11 bendinde yer alan ; b-c ve d bendleri dolaylı olarak mobbing kavramını içine alır. 4857 Sayılı İş Kanunu’ndaki dğer hüküm ise, eşit davranma ilkesini düzenleyen 5. maddedir. İşyerindeki mobbing ayrımcılık şeklinde ortaya çıktığında, uğrayan taraf ayrımcılık tazminatı talebinde bulunabilecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde , Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunundaki genel nitelikler uygun düştüğü ölçüde buradaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 6095 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, 4857 Sayılı İş Kanunu’ nunda doğrudan düzenleme içermeyen mobbinge ilişkin öneml, bir hüküm gelmiştir. “İşçinin Kimliğinin Korunması” madde başlığı altında ;işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak e saygı göstermek, işyerinde dürüstlük ilkesine uygun düzeni sağlamak, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları, uğrayanların daha fazla zarar görmemeleri için, işveren gerekli önlemleri almakla yükümlü tutulmuştur. İş Kanunu’nundan farklı olarak , haklı feshin yanında zarar tazminini öngörmüş olması önemlidir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 122. maddesi “Ayrımcılık” başlığını taşır.123. maddesinde, sırf huzuru bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi ya da aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan bir yola kadar hapis cezası verileceği hükmü mevcuttur. Kanunun 125. maddesi ise “Şerefe Karşı Suçlar” başlığını taşır.Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil isnat eden veya sövmek
suretiyle kişinin saygınlığına saldıran kişinin , üç aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ıle cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Ayrıca mobbinge uğrayan kişinin maruz kaldığı davranışların niteliği (m.96) eziyet, (m.102-105) cinsel istismar, (m.106) tehdit, (m.107) şantaj gibi suç tanımlarına girebilir. (m.115) inanç , düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, (m.117) iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, (m.118) sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçlarında mobbing (psikolojik taciz) eylemi içinde değerlendirilir ve bu durumda cezai yaptırımlar söz konusu olacaktır.

Demet GÜNGÖR
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Kisgud Üyesi

http://www.destekegitimi.com/mobbing-nedir-mobbing-dosyasi.htm

Çalıştay İzlenimlerimiz

İş Sağlıgı Ve Güvenliği Federasyonu (İSAF) tarafından hazırlanan ve Bursa Yıldırım Belediyesinin destekleği, 1. İş Sağlığı Ve Güvenliği Federasyonu Çalıştayı 13 Aralık 2014 Cumartesi günü gerçekleştirildi. Çalıştayın; çok kısa sürede örgütlenip dernekleşen ve yine yoğun, yorucu çalışmalar sonucu gerçekleşen bir federasyonun sunumu ile gerçekleşmesi küçümsenebilecek bir çaba değil. Hele de İş kazaları açısından çok talihsiz bir yılı geride bırakmaya hazırlanan ülkemiz için böylesine bir organizasyonu daha önemli kıldı.

Bursa’nın Yıldırım Belediyesi önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. Bunlardan ilk aklımıza gelen Engelliler için Yaşam Köyü Projesi. 1. İş Sağlığı Ve Güvenliği Federasyonu Çalıştayı ise yine belediyenin, İSG kapsamdaki duyarlılıklarından birisi. Barış Manço Kültür Merkezi Konferans Salonununda gerçekleşen çalıştayın organizasyonunda kendisi de A sınıf İş sağlığı Güvenliği Uzmanı olan belediye başkan yardımcısı Fatih Polat, bizzat yer aldı. Hem kendilerine hem de İsaf başkanı Abdullah Bozkır, sayın Meltem Ünal ve Onur Sürücü başta olmak üzere İSAF kurucusu olan dernek başkanlarına teşekkürü borç biliyoruz. Daha fazlasını oku

Başlarken

Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği
Tüm igu profesyonelleri olan arkadaşlarımızla birlikte hareket etmeyi,sorunların bir parçası değil,sorunların çözüm noktası olmayı kendine amaç edinmiş:

Tüm özel ve kamu kuruluşu, STK’lar da kısacası insan hayatının değerli olduğunu ve profesyonel bir anlayışla ulusal ve uluslararası standartlara uygun çalışma ortamları sağlatmayı;

İgu profesyonellerinin; Güvenlik iklimi ve kültürünün en yüksek seviyede tutulmasının tanıtım, organizasyon, TV programları bilişim araçları kullanarak:, eğitim, çalıştay, toplantı, yasa, yönetmelik ve uluslararası standartlar konusunda nitelik kazandırmak hedefleri arasındadır…

Ciddi miyiz?

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ilk adımların ve kararlı proaktif girişimlerin devlet tarafından yapılması gerektiğini ilk yazımızda belirtmiştik. Devletin öncelikli İş sağlığı ve güvenliği stratejisinin, kendi çıkardığı yasaları, ivedilikle ve önce kendi bünyesindeki çalışma alanlarında uygulamasının önemini vurgulamaya çalışmıştık. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının doğasındaki olabilirlik yüzdesi nedeniyle tek saniye bile gecikmenin sorumluluğunu kimsenin alamayacağını da… Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği adımlarının atılmasında birinci dereceden sorumluluğu olan birimlere yeri gelmişken hemen sormak istiyoruz. Ciddi miyiz? Daha fazlasını oku

Neyi Bekliyoruz?

20 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çalışma hayatında; büyük bir umut, coşku ve heyecan yarattı. İş Sağlığı Güvenliği Uzmanlığı ile İş Yeri Hekimliği sertifikası almanın cazip yönleri ballandıra ballandıra anlatıldı… Medyaya da kolay yoldan, işsiz kalan üniversitelilere iş kapısı başlıkları atmak kaldı. İş yerlerinin tehlike sınıflarına göre uzman sınıfları belirlendi, iş yerleri sektörlere bağlı olarak tehlike sınıflarına ayrıldı. Kervan yolda dizilir anlayışının hakim olduğu o dönemlerdeki heyecan ve coşku zamanla yerini geri adım atmalara, esnetmelere bıraktı. Daha fazlasını oku