Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği

Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği(Kisgud) Resmi Web Sitesi

Çocuk İşçiler Ve Ulusal Mevzuat

Çocuk İşçiler Ve Ulusal Mevzuat

“İnsanlık, çocuklara vermek zorunda olduğu şeylerin en iyisini verme yükümlülüğü altındadır… Çocukların özgür ve onurlu bir ortamda fiziksel, zihinsel, ahlaksal, ruhsal ve sosyal bakımlardan sağlıklı ve normal bir biçimde gelişmelerini sağlamak için, onlara, yasalarla ve diğer araçlarla, sosyal koruma sağlanmalı, gerekli fırsat ve kolaylıklar sunulmalıdır… Çocuklar her türlü ihmale, acımasızlığa ve sömürüye karşı korunacaktır…” BM. Çocuk Hakları Sözleşmesi “ Kutu kutu pense, elmamı……” ,“ …önüm, arkam, sağım, solum……” bu tekerlemeleri hatırlıyor musunuz. Sokaklarda çınlayan bu sesler… çocuk sesleri. Geleceğimizin teminatı, varoluş sebebimiz, umudumuz, yaşama umudumuz, sorumluluğumuz… Çocuklarımız.
Gelişen teknoloji ve bilim sayesinde daha iyi şartlarda yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız, 16.yy dan beri ucuz işgücü olarak anılan bir grup. Dünya tarafından tanınması ise 1900’lü yılların başında Amerikalı fotoğrafçı Lewis HINE tarafından hazırlanan “ Çocuk İşçiler “ adlı çalışmayla başlamıştır. Endustri devrimi döneminde, kimsesiz çocuklar yurtlardan alınıp maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılırmış.

Çocuk İşçilikUNICEF’in terimiyle “ özellikle güç koşullar altındaki çocuklar “ olarak tanımlanan işçi çocuklar, küçük yaşlardan itibaren uygun olmayan şartlarda, çok çeşitli şiddet ve istismar ile büyümektedirler. Bu çocukların büyük bölümü “çocukluk dönemlerinin temel ihtiyaçları” karşılanmadan aile ekonomisine katkıda bulunmaları için, ağır sorumluluk altında bırakılıyor, fiziksel ve ruhsal bozukluğa itiliyor, gelecek kaygısı ile hayata hazırlandırılıyorlar. Bununla birlikte zararlı alışkanlıklar da ( alkol, tütün kullanımı v.b ) artış gösteriyor. ILO ise bu konuyu, yönetici olan Bequele’nin dili ile birincil ve ağırlıklı olarak üçüncü sırada dünya sorunu olarak nitelendirmektedir. Durum bu şekilde iken, Türkiye çocuk işçilerin çalıştırılması boyutunda az gelişmekte olan 3.dünya ülkeleri arasında maalesef yerini almaktadır.

Ülkemizde çocuk işçiler özellikle tarım sektöründe kullanılmaktadırlar. Bu grubun yaptığı kayıt dışı iş gücü işveren tarafından sonuna kadar kullanılmaktadır. Birçok çalışan çocuk, özellikle kış mevsimi hariç kalan dönemde tarım sektöründe düşük ücretle çalışan ve iş bulmak için gezen göçmen ailelerden gelmektedir. Bu aileler çoğu zaman çok kötü koşullarda yaşamakta, çocukları için sağlık ve eğitim hizmetlerine erişememektedir. Sokakta yaşamaya itilen çocukların artan sayısı, şehir merkezlerinde ve büyük ilçelerde yoldan gelip geçenlere bir şeyler satmaya çalışan çocukların sayısını da arttırmıştır. Son dönemde ülkemize gelen Suriyeli çocukları da yabana atmamak gerekir.

DİSK verilerine göre 2006 yılından bu yana çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin en yaygın olduğu ücretsiz aile işçisi çocuk işçilerin, toplam çocuk işçiler içerisindeki oranı % 41’den % 46’ya, sayısı ise 362 binden 413 bine yükselmiştir. Yine aynı kapsamda değerlendirilen tarım sektöründe çalışan çocukların sayısı da 73 bin kişi artış göstererek 326 binden 399 bine, toplam çocuk işçilere oran ise % 37’den % 45’e ulaşmıştır. Toplam 6-17 yaş grubundaki çalışan çocuk işçi sayısı ise %5,9’dur.

Yine TÜİK verilerine göre Türkiye de ücret karşılığı çalışan çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süreleri son derece yüksektir. 6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 40 saatti bulurken, bu süre 15-17 yaş grubundaki çocuklar için 45,8 saattir (ortalama haftalık fiili çalışma süresi 6-14 yaş grubundaki çocuklar için 28 saattir). Erkek çocuklar haftada ortalama 43,2 saat çalışırken, kız çocuklar 33 saat çalışmaktadır. En üzücü durum ise okula devam etmeyen çocuklar için görülmektedir. Haftalık ortalama çalışma süresi okula devam etmeyen çocuklar için 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının üstündedir (TÜİK 2013, s.23) . Ücret karşılığı çalışan çocukların yüzde 52’si 2012 yılında aylık 400 TL’lik bir ücretle çalışmak zorunda kalmıştır (TÜİK 2013, s.41).

Ücretli ya da yevmiyeli olarak çalışan çocukların, % 3,4’ü sakatlanma ve yaralanma yaşamıştır. % 34’ü aşırı yorulmaktadır. 3’te birine işyerinde yemek verilmemektedir. % 36’sının haftalık izni yok, yıllık ücretli izin % 89 için yoktur. Mesleki eğitim için çalışanların oranı %21,7 seviyesindedir (TÜİK 2013, s.60).

Türkiye çocuk ve genç işçilerin çalışmaları ile ilgili olarak 06.04.2004 tarih ve 25425 sayılı resmi gazetede “Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik “ yayınlayarak bir nebze sınırlamalar getirmiştir. Bu yönetmelikte çocuk ve genç işçilerin sağlık ve güvenliklerini, fiziksel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişmelerini veya öğrenimlerini tehlikeye atmadan çalışma şekillerinin esaslarını belirlemiş ve ekonomik istismarları önlemeyi hedeflemiştir. Çocuk ve genç işçilerden, okula devam edenlerin okula devamları ile okuldaki başarılarına engel olmayacak, meslek seçimi için yapılacak hazırlıklara ya da yetkili makamlar tarafından yeterliliği kabul edilen mesleki eğitime katılmasına engel olmayacak işlerde çalıştırılabilecekleri belirtilmiştir. Çalışma ile birlikte çocuk ve genç işçilerin hafta tatili izinleri kesintisiz kırk saatten az olamaz denir. Ayrıca hafta tatili ücretinin bir iş karşılığı olmaksızın ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra çocuk işçilerin 4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinde belirtilen gece dönemine rastlayan sürelerde yapılan işlerde, maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinde 18 yaşını doldurmamış kişilerin çalışmasının yasaklandığı işler gibi işlerde kesinlikle çalıştırılamayacağı belirtilmiştir. Fakat denetimin yetersiz kaldığı göz önünde bulundurulduğunda ne derece başarılı olunduğu bilinememektedir.

Bu anlatılanlardan yola çıkarak bu sorunu çözmek için ulusal boyutta bir çocuk işçiliği araştırması yapılmalıdır. Çocuk işçiliğinin zararlı etkileri konusunda ulusal bir farkındalık uyandırılmalıdır. Özellikle tarım sektörünün çok iyi düzenlenmesi ve kontrolün sağlanması gerekir. Aynı şekilde çocuk işçiliği kabul eden aile örf ve adetlerine STK lar tarafından gerekli bilinçlendirme ile müdahale edilmelidir.

Çocuk seslerinin yeri evlerdir, okullardır, parklardır. Onların temel ihtiyacı sevgidir. Çocuklarımızı sevelim.
Saygılarımla…
Veli ASLAN

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
KİSGUD Üyesi

 Kaynak :
 1-Bequele, A. (1991). Çocuk Emeği: Bu konuda ne yapılabilir?
 2-DİSK-AR ın 2015 yılı Türkiye’de çocuk işçiliği gerçeği raporu
 3-Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik
 4-4857 Sayılı İş Kanunu
kisgud