Kamuda İş sağlığı ve Güvenliği

Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği(Kisgud) Resmi Web Sitesi

Maden İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliğine Genel Bakış

Maden İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliğine Genel Bakış

İnsanoğlunun yaşadığı uygarlık aşamalarının en önemli dönemlerden biri maden keşfidir. Böylelikle başlayan ve Maden Çağı olarak adlandırılan bu tarihi dönem Bakır, Tunç ve Demir Çağıdır. Madenin keşfi ile birlikte kullanılmaya başlanılan ilk madenler bakır, altın ve gümüştür. İnsanlık tarihinin ilk uygarlık aşamasını oluşturan madenin keşfi kadar önemli bir husus da madenlerin işlenmesidir. Madenlerin işlenmesi (bakırın eritilmesi, tuncun dökülmesi, demirin akıtılması vb.) işlemlerinde ısı enerjisine gereksinim vardır. İlk çağlardan beri bu enerji, uzun süre ateşle sağlanabilmiş ve ateşin sürekliliğini oluşturan kaynak da kömür olmuştur.
Bu topraklarda, çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma ortamına ait tehlikelere karşı alınması gerekli tedbirler “Madencilik” faaliyetleri ile başlamıştır diyebiliriz. Tarihsel süreçte en tehlikeli iş olarak karşımızda bulunan bu sektörel faaliyette, Ereğli Livası kaymakamı ve Maadin-i Hümayun Nazırı Dilaver Paşa, Ereğli ve Zonguldak kömür havzalarında çalışan işçilere yönelik Nizamname yayınlamıştır (1865). Tüzük niteliğinde olan bu nizamname onaylanmamış ancak fiiliyatta uygulanmıştır. Bu nizamname ile çevre köylerde çiftçilik yapanları, madene işçi olarak çalıştırma ve daha çok üretim amaçlanmıştır. Nizamname’de çalışma süresi günlük 10 saat olarak belirlenmiş ve haftalık tatil günü verilmemiştir. Olumlu sayılacak gelişme ise, maden yerinde eczane ve doktor bulundurma, işçiye barınak verme zorunluluğu getirilmiş olmasıdır.

1869 yılında Maadin Nizamnamesi yayınlanmış ve bu nizamnameyle; işçilerin dinlenme ve tatil zamanları, çalışma saatleri, ücretleri ve ücretlerin ödeme biçimi, barınma ve iş kazalarına karşı koruyucu önlemler, kaza halinde durumun derhal o yerdeki memura ya da maden mühendisine bildirilmesi, iş kazasına uğrayan işçilere ve ölümleri halinde ailelerine mahkemece kararlaştırılacak bir tazminat ve yardım parası verilmesi gibi düzenlemeler yapılmıştır. Bu yıllarda Osmanlının içine düştüğü savaş koşulları (Ruslarla), Devlet hazinesinin boşalmasına yol açmış ve özellikle Fransız ve İngiliz şirketlerine madenleri işletme imtiyazları verilmiştir. Böylesi bir ortamda doğal olarak ucuz iş gücü ve hammade bolluğu şirketlerin iştahını kabartmıştır. (Taş kömürünü çıkaran Fransız sermayeli Ereğli Şirketi 1940 yılında Devlet tarafından satın alınmıştır.)

Eski Ereğli1921 yılında Sakarya’da verilen Kurtuluş Savaşı mücadelesi günlerinde, TBMM 151 Sayılı Ereğli Havzai Fahriye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanunu kabul etmiştir. Savaş ekonomisinin uygulandığı bu dönemde çıkarılan yasayla, 18 yaşından küçüklerin çalıştırılamayacağı, istirahat yerlerinin oluşturulması, 8 saatlik çalışma süresi, asgari ücret tespit komisyonunun kurulması, ölen işçinin yakınlarına tazminat verilmesi, yaralanan işçinin tedavi masraflarının karşılanması, sigorta primlerinin işçi ve işverenden %1 oranında kesilmesi gibi maddeler yürürlüğe girmiştir.
1930 yılında Umumi Hıfzıssıhha Kanunu çıkarılmıştır. Kanunla; çocuk işçilerin çalıştırılamayacağı, anneler doğum öncesi ve sonrası izin ile süt izni verilmesi, 50 den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde doktor çalıştırma, 500 e kadar işçi çalıştıran iş yerlerine revir kurulması işçi sayısı eğer 500 den fazla ise her 100 kişiye bir yatak olacak şekilde hastane açılması zorunluluğu getirilmiştir.
İş Kanunu adı altında çıkarılan ilk yasa 3008 Sayılı Yasadır ve 1936 yılında yapılmıştır. Yasa ile İşçi Sigorta İdaresi kurulmuştur. Yasanın hazırlanmasında İLO Sözleşmeleri ile Fransa ve İsviçre Yasalarından yararlanılmıştır. Yasa, emek – sermaye arasındaki uyumu sağlamak ve Halkçılık ilkesini hayata sokmak için yapılmıştır. Çelişkili bir durum gibi gözüken grev ve lokavt yasaklanmış, uyuşmazlıklarda Tahkim Sistemi getirilmiştir. 1929 yılında tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz Türkiye’yi de olumsuz etkilemiştir. Ekonomide lokomotif görevi bizzat devlet üstlenmiş ve özellikle sanayide “Devlet Teşekkülleri” kurulmuştur. Devlet, hem işveren hem de yasa yapıcı olmuştur.
1971 yılında 1475 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır. Kanunda; her türlü madenleri arama ve topraktan çıkarma işleriyle taş, kum ve kireç ocakları gibi işler, sanayiden sayılacak işler arasında gösterilmiştir. Çalışma hayatı ile ilgili bir çok maddenin bulunduğu yasada açıkça belirtilmeyen hususlar 2003 yılında çıkarılan 4857 yasa ile açıklığa kavuşmuştur. Yeni yasada yapılan en önemli değişikliklerden birisi; iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı olarak ayrım yapılamayacağını hüküm altına almakta ve işverenlerin, işçilere herhangi bir gerekçe ile farklı işlemler yapmasını önlemektedir. Ayrıca, işyerinin tümünün veya bir bölümünün başkalarına devri halinde, hak ve sorumluluklar bakımından devreden ve devralan birlikte sorumlu olacaklardır. Bir diğer husus, işveren çalışma koşullarında esaslı değişik yapmak istediğinde, durumu işçiye yazılı olarak bildirmek zorundadır. İşçi tarafından altı işgünü içerisinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamayacaktır. Ancak işveren, geçerli bir nedene dayalı olarak değişikliği kabul etmeyen işçinin sözleşmesini fesh edebilecektir. Haftalık çalışma süresi olan 45 saatin üstündeki çalışmalar fazla çalışma olarak kabul edilecektir. Kadın işçilerin doğum izinleri, doğum öncesinde ve sonrasında 8 er hafta olmak üzere toplam 16 haftaya çıkartılmıştır. 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenlere ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere bir veya daha fazla iş yeri hekimi ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla da bir veya daha fazla mühendis veya teknik elaman görevlendirme yükümlülüğü getirilmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği adı altında ilk yasa 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı yasadır. Bu yasa ile çalışma hayatında tehlikelerin belirlenmesi, tehlikelerin riske dönüşmesini önleme sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturma sağlanması istenmiştir. Madencilik alanı ile ilgili; madenlerde İş Güvenliği Uzmanı çalıştırma zorunluluğu, risk değerlendirme yapılması aksi halde işi durdurma cezasının verileceği, kaza yapan ocağın sahibinin 2 yıl kamu ihalelerinden men edileceği, galerilerde çalışan işçilerin giriş ve çıkışı ile bulunduğu yeri gösteren takip sisteminin kurulması zorunluluğu getirilmiştir. Hangi madenlerde sığınma odaları ve özellikleri ilgili bakanlığa bırakılmıştır.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) kurulmuştur (1919). Sosyal adalet ilkeleri, evrensel insan haklarının (çalışma alanında) korunması temelinde kurulmuştur. ILO uluslararası çalışma standartlarını sözleşmeler ve tavsiyeler yoluyla ifade etmektedir.
Türkiye’nin onayladığı 155 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına ilişkin Sözleşme ile 187 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi çalışma hayatımıza olumlu yansımaları olmuştur. 13 Mayıs 2014 tarihinde yaşanan Soma faciası ile özellikle madencilik alanındaki eleştrileri arttırmıştır. Bu yönde yapılan eleştiriler etkisi ile 12.12.2014 tarihinde İLO 176 Sayılı Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmede; işverenler kazaların önlenmesi için her türlü önlemi almak zorundadır. Güvenli çalışma sistemleri tasarlanarak (takip sistemi) riskler kaynağında yok edilecektir. İşçiler eğitilerek bilgilendirilecektir. Kaza sonrası sağlık ve kurtarma çalışmalarının kalitesi arttırılacaktır. İşçiler (temsilci aracılığı ile), sağlık ve güvenlik konularına ilişkin karar süreçlerine katılacaktır. Çalışma esnasında gelişen riskli durumları denetçi veya işverene bildirecektir. İşçiler, kendilerine verilen koruyucu donanımı uygun şekilde kullanıp bakımını yapacak, sağlık ve güvenlik önlemlerine uygun davranacaktır. Sözleşme hükümlerinin etkili uygulanması için ceza ve düzeltici önlemler alınacaktır. Önlemlerin yaşama geçirilmesinde denetim hizmetleri için kaynak tahsis edilecektir.
Kazasız, sağlıklı, mutlu günlerin yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olması dileklerimle.
Erdoğan KURŞUN
Jeoloji Mühendisi – A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
(KİSGUD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)

kisgud